24 Kasım 2017 Cuma

UKTE

HAZİRANIN ÜÇÜNCÜ HAFTASI




İnsanın içinde ukte kalması kadar kötü bir şey olamaz. Bir de o ukte mühim ise gitgide yaranız daha büyür daha da acıtmaya başlar. Bir insan babasızlığa doğuşundan itibaren olursa daha kolay alışır gibi görünüyor ama ya öyle değilse?
Farz-ı misal babası olmayan bir çocuğu düşünelim. Çocukken kolaydır, çünkü daha dünyayı bile mahallesi kadar bilip anlayabiliyordur. Ama büyüdükçe gördükçe babasızlık daha farkedilmeye başlayacak. Bu çocuk hiç mi parktan geçmeyecek ve bu parktan geçerken babasıyla oynayan, babasına koşup boynuna sarılan başka bir akranını görmeyecek. Hadi görmedi diyelim. Haftalık 10 liraya berbere çırak oldu bu çocuk yaz tatili boyunca. sonra okul açılacak, gelgelim okul kıyafetleri lazım. 
Sonra genelde kimse bilmez ama o çocuk bilir ki haziranın üçüncü haftası zulümdür. Babalar günü tam bir iç çekiş günüdür.
Daha da büyüdükçe üzüntü yerini nefrete ve sinire bırakabilir eğer ki o kişi seni bir başkası için arkasına bakmadan bırakıp gitmişse. Ağız dolusu sövmekte olmaz. İçinde yaşanmamış baba sevgisi vardır. Hep ona özlem duyarsın. Belki ilerde evlenince eşimin babası beni sever. Bana babalık yapar diyorsun ama o yaşa kadar erkek erkeğe nasıl konuşulur hiç görmemişsin. O yaştan sonrada yaşasan ne fayda!
Belki bir gün çocuğu hasta olduğunda 'Ölsün de bir boğaz eksik olur' diye düşünen hiç bir baba kalmaz. 





ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ ÇIKMAZI

YÜZYÜZEYKEN KONUŞALIM

Kararsızım. Çok kararsızım. Birazda... ne birazı bas baya çok karışık. İnsanları anlamaya çalışıyorum, ama yapamıyorum. Yine oyunun sonuna hüsran tesellisi bana kalıyor. Güzel başlayan hiçbir şey iki haftadan uzun sürmüyor (benim gibiler için). 
Her ilişki gibi gayet normal başlıyor. Sonra diyorsun 'Tamam her şey iyi ama şimdi insanların bir ton işi gücü var, bide seni tanımakla uğraşmasınlar'. O zaman hiç öyle güvenilir mi değil mi umursamadan zaaflarını açıyorsun. Alenen kendini imha ipini veriyorsun ellerine. Yok o bir adım atacak sonra sen bir adım atacaksın filan diye uğraşmak istemiyorsun. Çünkü önceki ilişkilerinden yorgunsundur ve artık olgun biri olsun istiyorsun karşında. 
Böyle diğer vıcık vıcık ilişkiler gibi saçma sapan şeylerle uğraşmayalım. Hayatın zevkini almaya imkan kalmamış bari biz birbirimize yük olmayalım diye düşünüyorsun. Gelgelim anlatıyorsun bir akşam serinliğinde, sahil kenarında kayalıklarda. Kendine yapılanları anlatıyorsun, ajitasyonda yapmıyorsun. Samimi duygular eşliğinde anlatıyorsun: ' Önceden çok yıprattılar beni. Çok itiraz eden birisi değilim, inatçı dahi değilim. Ama ne tür bir algıda hareket ediyorlarsa tek istediğim şeyi yapmıyorlar. Bir husus olur ters düşeriz, insanlık hali yanlış duyumlardan yanlış anlaşılabiliriz. 
Böyle durumlarda ne yapılır biliyor musunuz? Eğer bilmiyorsanız ve ya düşünmemek isterseniz ben hemen söyleyeyim. Gelip söylenir muhattabı kişiye, sonra eğer olmuyorsa kabul edilir ve artık yollar ayrılır' Her şey bu kadar basit ve sade. 
Bak hatta şöyle diyeyim, başka insanları da karıştırmayayım. Sadece bana karşı bu durumu lütfen böyle yapalım. Eğer gün gelirde ilişkilerimizde bir sıkıntı olursa benimle konuşma yolunu seçiniz. Öyle konuşmayı birden bırakıp anlasın diye beklemeyin. Sonra benim sizi anlamaya çalışacak kadar gücüm var mı hiç düşündünüz mü? Sonra ben bu durumda n'apmanız gerektiğini size ilk tanışmamızda en önemli husus olarak anlatmış olmama rağmen gelip benle konuşmazsanız benimde yapacak bir şeyim kalmaz. Gelip konuşmanız halinde itiraz dahi etmem, eğer kendinizce haklı iseniz savunma dahi yapmadan arkadaşlığımızı bitirebiliriz. Ama bu konuşmayı yapmadan benim anlamamı beklerseniz, çok beklersiniz.